Kurşunlu Külliyesi üzerinden peş peşe açıklamalar yapılıyor. Kazım Kurt, Ayşe Ünlüce, İbrahim Arslan… Hepsi kültürün, sanatın ve tarihî mirasın geleceğinden söz ediyor.

O hâlde önce şu soruya cevap verin: Külliyenin sanatçılarına ne oldu?

Kurşunlu’nun manevi ruhunu ve sanatsal çeşitliliğini zayıflatan uygulamaların başlıca sorumlusu, Kazım Kurt başkanlığındaki Odunpazarı Belediyesi’dir. Bugünkü açıklamalar, geçmişteki tercihlerin üzerini örtmüyor.

Kazım Kurt’tan önce külliyede ebru vardı, gümüş işçiliği vardı, tezhip, minyatür, hat, lületaşı vardı. Ustalar üretir, ziyaretçiler sanatın nasıl hayat bulduğunu görürdü. Külliyenin her köşesinde farklı bir emeğe, farklı bir maharete rastlardınız.

Sonra ne oldu?

Vakıflar döneminde sanatçılar çok cüzi kiralarla desteklenirken, belediye döneminde bu kiralar beş-altı katına çıktı. Bunu bizzat biliyorum. İşin içine ihale süreçleri de girince sanatçılar birer birer çekildi. O çeşitlilik, o üretim ortamı, o canlılık kayboldu.

Bugün benim gördüğüm külliyede, ahşap dışındaki sanatların eski zenginliğinden eser yok. Sanat üretiminin yerini giderek hediyelik eşya ticaretinin aldığı bir görünüm var. Açık söyleyeyim: Güzelim külliyeyi çerçi dükkânına benzettiniz.

Şimdi hangi sanatsal çeşitliliği koruduğunuzu anlatıyorsunuz?

Sanatçının orada tutunmasını zorlaştıran kiraları belirlerken bu hassasiyetiniz neredeydi? Ustalar birer birer giderken neden aynı yüksek sesle konuşmadınız? Bugün sanat için gösterdiğiniz telaşı, o gün sanatçı için neden göstermediniz?

Manevi miras konusunda da samimiyet göremiyorum. Külliyenin hemen yakınında yılbaşı dönemlerinde düzenlenen “Christmas” temalı etkinliklerin, Odunpazarı’nın tarihî ve manevi dokusuna zarar verdiğini düşünüyorum. Bu bölgenin kimliğine gösterilmesi gereken özeni, yapılan tercihlerde göremedik.

Bir de sürekli övündüğünüz müzeler var. Vatandaşın ziyaret ettiği alanları ücretli hâle getirirken de kültüre erişimi konuşmak gerekiyordu. Sanatçıya yüksek kira, vatandaşa giriş ücreti… Sonra kürsüye çıkıp sanatı halkla buluşturmaktan söz ediyorsunuz.

Bugünkü açıklamalarınız, geçmişteki uygulamalarınızla yan yana konulduğunda inandırıcılığını kaybediyor.

Ben bu tabloda, sanat kaygısının yanında kaybedilmek istenmeyen kira gelirlerini ve yönetim alanını da görüyorum. Sanatı öne sürerek bu hesabın konuşulmasını engelleyemezsiniz.

Önce külliyeden uzaklaşan sanatçıların hesabını verin. Sonra Kurşunlu’nun ruhunu korumaktan söz edin.